İÇİNDEKİLER
ARAMA:

FIKIH PENCERESİNDEN ZEKÂT

Farz olmasının şartları

1- Zekat verecek kimse müslüman, akıllı, ergenlik çağına gelmiş ve hür olmalıdır.

2- Temel ihtiyaç ve borcundan başka nisab miktarı mala sahip olmalıdır.

3- Eldeki mal hükmen ve hakikaten artıcı olmalıdır.

4- Zekatı verilecek mal üzerinden bir kamerî yıl (354 gün) geçmelidir.

5- Zekatı verilecek malın kişinin tam mülkiyetinde olması gereklidir.

Zekât verilmesi gereken mallar ve miktarı

Nisab, koyun ve keçide kırk, sığır ve mandada otuz, devede ise beştir. Altın için nisab 81 gram, gümüş için ise nisab 561 gramdır. Altın ve gümüş için nisab sabit ise de hayvanlarla ilgili nisab ve verilecek zekat miktarı sayı arttıkça değişir.

Zekât kimlere verilir

Allâh Teâlâ buyurur:

إِنَّمَا الصَّدَقَاتُ لِلْفُقَرَاء وَالْمَسَاكِينِ وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا وَالْمُؤَلَّفَةِ قُلُوبُهُمْ وَفِي الرِّقَابِ وَالْغَارِمِينَ وَفِي سَبِيلِ اللّهِ وَابْنِ السَّبِيلِ فَرِيضَةً مِّنَ اللّهِ وَاللّهُ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

“Sadakalar (zekâtlar), Allâh’tan bir farz olarak ancak fakirlere, miskinlere (düşkünlere, zekât toplayan) memurlara, gönülleri (İslâm’a) ısındırılacak olanlara (müellefe-i kulûb’a), kölelere, borçlulara, Allâh yolundakilere ve yolda kalmışlara mahsustur. Allâh en iyi bilendir, hikmet sahibidir.” (et-Tevbe, 60)

Bu âyet-i kerîme zekatın verileceği yerleri açıkça belirtmektedir. Bunlar:

1- Fakirler: Dînen zengin sayılmayanlar, yâni nisab miktarı mala sahip olmayanlar. Böyle kimseler, iş ve güç sahibi olsalar da zekat alabilirler.

2- Miskinler: Günlük yiyeceği olmayanlar, aşırı fakirler.

3- Zekat Memurları.

4- Müellefe-i kulûb: Kalbi İslâm’a ısındırılacakkimselerdir.

5- Köleler: Kölelikten kurtulacak kimselere zekat verilir, ancak zamanımızda kölelik kalkmıştır.

6- Borçlular: Borcu malından fazla kimselere zekat verilebilir.

7- Allâh yolundakiler: Allâh yolunda cihad edenler, hac için yola çıkıp yolda parasız kalanlar ve Allâh için ilim tahsil edenlerdir.

8- Yolda kalmışlar: Memleketinde zengin bile olsa parası biten yolculara da zekât verilebilir.

Zekât kimlere verilmez

Ana, baba, nine, dede, oğul, kız ve torunlara; zenginlere ve müslüman olmayanlara zekat verilmez. Ayrıca karı-kocanın birbirlerine verecekleri zekat da geçersizdir.

ÖŞÜR (Toprak Mahsullerinin Zekâtı)

1. Ebû Hanîfe -rahmetullahi aleyh-’e göre tarım ürünlerinin zekâtında nisâb söz konusu değildir. Yani üzerlerinden bir yıl geçme ve belli bir miktara ulaşma şartı yoktur.

2. Yılda birden fazla ürün alınan yerlerde öşür de ürüne bağlı olarak tekrar verilir.

3. Ölmüş bir kimsenin terekesi olan zirâî ürünlerden, çocuk veya akıl hastasına ait arâzilerin ürününden de öşür alınır.

4. Ebû Yûsuf ve İmam Muhammed’e göre, tarım ürünlerinin nisâbı beş vesk yani bir tondur. Bir tonu aştıktan sonra ancak öşre (zekâta) tâbî olur.

5. Öşür verilecek tarım ürünlerinin bir yıl kadar dayanabilecek vasıfta olması gerekir. Bu yüzden yaş meyve ve sebze türleri için öşür gerekmez. Armut, elma, şeftali, kayısı, domates, biber, pırasa ve kereviz gibi. Çünkü bu ürünler dayanıksızdır.

6. Bir öşür arazisi yağmur, çay veya ırmak sularıyla sulanırsa onda bir; su motoru, satın alınacak su ile bütün yıl veya yılın yarısından çok sulanırsa yirmide bir nisbetinde “öşür” adı ile zekâta tâbî olur. Ayrıca tohum, işçilik, sulama, ilaçlama vb. masraflar düşülmez.

7. Zeytin, susam, ay çiçeği tanelerinden öşür alındığı takdirde, daha sonra yağlarından yeniden öşür alınmaz. Ancak bunları üreticiden ticâret amacı ile satın alan kimse yeniden “ticâret malı” zekâtına tâbî olur.

8. Öşür arazisi ürünlerinden alınacak belirli hisseler tamamen yetişip elde edildiği zaman alınır, bundan önce alınmaz. Hatta daha bitmemiş olan ürünlerin ve belirmemiş olan meyvelerin öşürlerini vermek câiz değildir. Fakat bunlar bittiği ve belirdiği zaman sahipleri dilerse öşürlerini verebilir.

9. Daha öşrü verilmemiş olan hubûbattan veya ağaç üzerindeki meyvelerden yenilirse, öşrünü ödemek niyetiyle yemeli ve bunu tazmîn etmelidir. Meselâ; Ebû Hanîfe -rahmetullâhi aleyh-’e göre, 10 kg. üzüm toplanmışsa 1 kg’ı zekat (öşür) olarak tazmîn etmek gerekir.